Cuma , 23 Ekim 2020
Anasayfa / YAZARLAR / Volkan Cengiz

Volkan Cengiz

Şu bizim diktatörün ülkesine bakın hele…
İktidarda olan Erdoğan!, asan kesen medya patronları, terör örgütü üyeleri..
Biri çıkıyor ” Sonu Adnan Menderes gibi olacak” diyor. Diğeri çıkıyor Mursi göndermesiyle ” Yüzde 52 ile seçilen cumhurbaşkanına idam” başlığı atıyor.
Şu rahatlığa bakınız!
Esasen bu hareketler demokrasi kültürünün olmadığı bir toplumun yansımalarıdır. Milli iradenin tecelli ettiği 2002 yılından bu yana, Ak Parti seçmenine gösterilen saygısızlık, işte böyle haddi aşan manzaralar görmemize sebep oluyor.
Bir defa herkes şunu bilmeli ki! Demokrasi; Birilerinin söylediği gibi ” sadece sandık değildir” değil. Sandığın bizzat kendisidir!
Bu ülkede muhalefet, tüm unsurları ile tabandan tavana medenileşmek ve sandıktan çıkan kararı saygıyla karşılamak zorundadır!
Aksi halde, yani muhaliflerin izlediği yöntemle bir anlayış tesis edilirse bu ülkede…
Varsayalım gelecekte bir başka parti iktidar oldu. O zaman da Ak Parti’liler gitsin bir kaç ağacı bahane ederek her yeri talan etsin. Onlar paralel örgütle iş birliği yaptıysa, Ak Partililer de meridyen örgütle iş birliği yapsın. Türkiye’yi Chp’liler gibi dünyaya şikayet etsin. Bir savcı teröristler tarafından öldürülerse, ” ohhh olsun” desin. Sırf onlar iktidarda diye Türkiye düşmanı ülkelerle hain planlar yapsın Bir genç kızın başına bişey gelirse, suçu faile değil de iktidara atacak kadar alçalsın!!
Sonrasında Ak Parti iktidara tekrar gelirse, bu defa da muhalifler aynılarını yapsın. Böyle böyle onlarca yılımızı çöpe atalım.
Muhaliflere kalsa durum bu! Saydıklarımı yapmaktan zerre kadar imtina etmiyorlar. Hani bir de bunları ” Vatan sevgisi, Türkçülük” adına yaptıklarını söylüyorlar ya, gel de konuşma!…
Muhalefet etmek, düşmanlık etmek demek değildir! Muhalefeti rekabet ile yapma olgunluğunu göstermeyen, bilakis fitne, karalama, kötüleme yoluyla muhalefet eden liderlerini doğru yola teşvik etmeyerek aynı dili konuşan hiç kimse ” Ben Türkiye’yi seviyorum” demesin. Yalan söylüyorsunuz!
Bu yazacaklarımın birinci kısmıydı. Gelelim ikinci kısıma…
Erdoğan’ı ipe göndereceklermiş!
Neye acıyorum biliyor musunuz? Yatıp kalkıp Erdoğan’ı konuşan insanların, 12 yıldır başlarında olan liderleriyle ilgili zerre kadar fikirleri yok!
Erdoğan koluna kelepçe taktıracak bir adam değildir! Tüm unsurları aştıklarını varsaysak ki, bu hayalötesi birşeydir. Erdoğan masasında silahıyla bekler, çatışır, şehit olur. Onun ancak naaşını ele geçirebilirler. Alıp da asamazlar! Kızına dahi İslam’ın ilk bayan şehidi olan Hz. Sümeyye’nin adını vermiştir! En başından itibaren, kendisinin ve ailesinin şehit olmasını göze almıştır.
Amma ve lakin! Birileri hala anlamamışsa ben de buradan bir kez daha hatırlatayım. Bu mücadele millet nezdinde bambaşka bir hal almıştır! Millet artık davayı var olmak veya yok olmak şeklinde görüyor. Her kim ki böyle bir işe girişirse, Türkiye’nin kan gölüne döneceğini bilsin! Bu millet bir daha darbenin ne zorbaca müdahalelisine, ne muhtıralısına, ne de postmodernine katlanamaz! Böyle bir lideri de kimsenin eline vermez! Hele ki iş o raddeye gelirse, o Twitter’ın arkasından sallayan batı sevdalısı kısa şortluların, pişman olmaya bile vakti kalmaz!
Şehzade Beyazıt’ın Kosova Savaşı’ndan bir gün önce babası Murat Han’a söylediği gibi;
” Yaşarsak said. Yok ölürsek şehit oluruz.”