Cumartesi , 21 Kasım 2020
Anasayfa / GENEL / KILIÇDAROĞLU’NA GÖRE 2016’DAKİ DARBELER !

KILIÇDAROĞLU’NA GÖRE 2016’DAKİ DARBELER !

Kılıçdaroğlu Meclisteki Grup toplantısında konuştu ve kendi değerlendirmesine göre 2016’daki darbeleri sıraladı…

Kılıçdaroğlu Meclisteki Grup toplantısında konuştu ve kendi değerlendirmesine göre 2016’daki darbeleri sıraladı…

İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından bazı satırbaşları:

RUS BÜYÜKELÇİSİNE SALDIRI: Dün akşam Rusya’nın Büyükelçisi hain bir saldırıyla hayatını kaybetti. Yakışmıyor Türkiye’ye. Öldüren kişinin bir polis olması ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi üzerinde durmamız gereken ayrı bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Bu büyükelçi Türkiye-Rusya ilişkilerinin düzelmesi için yoğun çaba harcamıştı. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Bunun faillerini mutlaka bulun, yargının önüne çıkarın.

Geçen hafta Necip Hablemitoğlu’nun anma gecesi vardı. Hablemitoğlu da faili meçhul cinayete kurban gitti. Tıpkı Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi. Dosya açılmalı, failler bulunmalı.

HÜSNÜ MAHALLİ’NİN TUTUKLANMASI: Tüm bunları konuşurken Hüsnü Mahalli de hapse atıldı. Saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen kişilere hakim denilmez. Onlar hakim değiller. Dolayısıyla hepimizin duyarlı olması lazım.

“2016’DA 3 DARBE OLDU”: Ankara’daki beylerin niyetleri ve amaçları farklı. Onların bir tek derdi var, nasıl birisini başkan yapacağız? 2016 yılında 3 darbe oldu. 4 Mayıs 2016 darbesi, yüzde 49,5 oy alan Davutoğlu kapının önüne konuldu. Bu mudur demokrasi? 15 Temmuz darbe girişimi, hep birlikte mücadele ettiğimiz için başarıya ulaşmadı. Ama birisi çıktı dedi ki, ‘Bu darbe girişimi Allah’ın lütfu’ dedi. 20 Temmuz’da üçüncü darbe süreci başladı, OHAL ilan edildi. Parlamento tümüyle devre dışı bırakıldı, onbinlerce memurun işine son verildi, gazetecileri hapse attılar. Yüzyıllık kurumları kapattılar, askeri okulları, hastaneleri kapattılar. Biz tarihimizi yok ederek bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.

BAŞKANLIK SİSTEMİ: Her darbeci geleceğini güvence altına almak ister. 20 Temmuz darbesinden sonra şimdi başkanlık uygulanmasıyla darbeciler teminat altına alınıyor. ‘Biz partili cumhurbaşkanlığı sistemini getiriyoruz, sistem değişikliği yapıyoruz’ diyorlar. Her şey bir kişinin iki dudağına bağlı, bir diktatöre bağlı. 14 yıldır tek başına hükümetsin, 14 yılda isteyip de geçiremedikleri hangi kanun var? Her şeyi yaptılar. Her şeyi yapıyorsanız, tek başına iktidarsanız, neden bir dikta yönetimine parlamentoyu teslim ediyorsunuz?

16 Temmuz darbeden bir gün sonra TBMM’de bir bildiri yayınlandı. 7 Ağustos Yenikapı’da demokratik parlamenter sistemin altını çizdik. Dikta rejimiyle, bir kişi yetkili olacak diyorlar. Partinin genel başkanı da olacak, milletvekillerini de ben seçeceğim diyor, seçim propagandalarına ben katılacağım diyor, seçimden sonra da Meclis’te tarafsız cumhurbaşkanı olacağım diye and içecek. Sen cumhurbaşkanı olamazsın, diktatör olursun. Seçim propagandalarına katılıyor ama yargıya da müdahale ediyor. Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinin 12’sini atayacak. ‘Ben de yargılanacağım’ diyor. Hepsi senin arkadaşın kim yargılayacak? ‘Sonra yargı bağımsızdır’ diye bize satmaya çalışacaklar. Bize satamazlar ama Bahçeli’ye sattılar. Öyle bir yetki veriliyor ki, Meclis’i feshedebiliyor. Hiçbir gerekçe yok.