Çarşamba , 18 Kasım 2020
Anasayfa / GENEL / Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz’dan 15 Temmuz ruhuna ihanet eden yazı!

Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz’dan 15 Temmuz ruhuna ihanet eden yazı!

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin yıldönümünün yaklaştığı son günlerde kalemleriyle adeta ‘tetikçilik’ yapan bazı yazarlar boy göstermeye başladı. Hürriyet gazetesi yazarlarından Mehmet Yılmaz ‘Demokrasi nöbeti neye hizmet edecek?’ yazısında 15 Temmuz ruhuna ihanet eden skandal bir yazı kaleme aldı. Yılmaz yazısında darbe girişiminin birinci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katılacağı demokrasi nöbetini adeta itibarsızlaştırarak, “nöbetin tutulmaması gerektiğini” ima etti.

İşte Hürriyet gazetesi yazarlarından Mehmet Yılmaz’ın kaleme aldığı o skandal yazı şöyle;

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğratılmasının yıldönümü nedeniyle “demokrasi nöbetlerinin” yeniden başlayacağını ve Cumhurbaşkanı’nın da bu nöbete bizzat katılacağını açıkladı.

“Demokrasi nöbeti” ne kadar sürecek söylemedi ama etkinliklerin bir hafta süreceğini açıkladığına göre, bunun da bir hafta süreceğini varsayabiliriz.

15 Temmuz’da Türkiye gerçek bir çöküşün eşiğinden döndü.

Bunda en büyük pay sahipleri de kuşkusuz ki o gece Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla sokaklara dökülen ve darbecilere direnen kitleler oldu. Şehitler verildi, birçok insan yaralandı.

Ama artık o aşamayı geride bıraktığımızı düşünüyorum.

Hâlâ darbe endişesi taşıyanlar var ama bunun maddi bir temeli görünmüyor.

Ordudaki ve Emniyet’teki Fetullahçı çete büyük ölçüde temizlenmiş durumda ve 15 Temmuz’da halkımız böyle bir girişime geçit vermeyeceğini de gösterdi.

Ama bu demokrasi için nöbet tutulmaması gerektiği anlamına da gelmemeli.

Sorun, bu nöbetin hangi amaca hizmet edeceği ile ilgili.

Meydanlarda gerçek bir demokrasi talebi dile getirilecek ve o amaçla mı toplanılacak yoksa “15 Temmuz Anayasası” ve olağanüstü hal kararnameleri ile demokratik hakların neredeyse toptan yok edilmesine yönelik bir destek mi olacak?

Bu nöbet, darbe girişimi karşısında bütün unsurlarıyla el ele veren bir halkın yeniden birleşmesine mi hizmet edecek, yoksa halkımızı bir kez daha kamplaştırıp bölmeye mi?

Bu nöbet, düşünce özgürlüğünün bütün kısıtlamalardan kurtulmasını mı talep edecek, sadece tek bir fikrin seslendirilebildiği bir ortamı mı besleyecek?

Bu nöbet gerçek bir demokrasi nöbeti mi olacak, iktidar partisinin kendisi dışındaki herkesi “Fetullahçı ve bölücü” diye ötekileştirmesine mi hizmet edecek?