Cumartesi , 21 Kasım 2020
Anasayfa / GENEL / ORGAN NAKLİ BEKLEYENLERİNSAYISI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR!

ORGAN NAKLİ BEKLEYENLERİNSAYISI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR!

Türkiye’de 22 binden fazla böbrek, 600’den fazla kalp, 2 bin 200’den fazla karaciğer nakli bekleyen hasta bulunurken, kadavradan organ bağışının yeterli seviyelere ulaşmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi’ndeki hasta sayısı her yıl artıyor.

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, böbrek nakillerinin, “4. dereceye kadar yakınlardan, canlı vericiden/donörden” ve “beyin ölümü gerçekleşmiş kadavra donörden” gerçekleştirildiğini belirtti.

Erk, kadavradan organ bağışının, hastanelerin yoğun bakım servislerinde beyin ölümü gerçekleşmiş hasta yakınlarının izniyle gerçekleştiğini hatırlattı.

Tıp teknolojisinin gelişmesi, teşhis cihazlarının yaygınlaşması ve hekimlerin bu konuya önem vermesiyle beyin ölümü teşhis sayısının artığına dikkati çeken Erk, şunları kaydetti:

“2004’te 220 iken 2014’te bu sayı bin 816’ya çıkmıştır. Bu yıl tespit edilen beyin ölümü sayısı bin 560’tır. Beyin ölümü tespitindeki bu gelişmelere rağmen organ bağışı için gerekli olan aile izni, her ne kadar rakamsal olarak son 10 yılda nispi artma eğilimde görülse de hiçbir zaman yüzde 22-23’ü geçmemiştir. Kadavra donörden organ bağışı için gerekli aile izinlerinin yetersizliği nedeniyle yıllar itibarıyla organ nakillerinde fazla bir artış sağlanamamıştır. Son 5 yılda yapılan böbrek nakillerine bakıldığında, toplam nakil sayısının 2 bin 500- 3 bin aralığına sıkıştığı, son 4 yılda ise 2 bin 950’ler civarında seyrettiği görülmektedir. Bu nakillerin ancak yüzde 18-19’u kadavradan, geri kalanı canlıdan gerçekleştirilmiştir.”
“SGK’nın ödediği bedel gerçek maliyetlerin altında”

Kadavradan organ bağışının yeterli seviyelere ulaşmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı Ulusal Organ Bekleme Listesi’ndeki hasta sayısının her yıl arttığına dikkati çeken Erk, sırada organ bekleyen pek çok hastanın da vefat ettiğini anlattı.

Erk, “Bugün itibarıyla 22 binden fazla böbrek, 600’den fazla kalp, 2 bin 200 den fazla karaciğer bekleyen hasta bulunmaktadır. Yılda en fazla 3 bin böbrek nakli yapıldığı gerçeği ile bakıldığı zaman, organ bekleme listesine yazılmış toplam 60 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastasının, diyaliz tedavisi ile yaşamlarını sürdürmek zorunda olduğu görülecektir” dedi.

Hastaların yaşam sürelerinin uzatılabilmesi için tedavi yönteminin nitelikli olması zorunluluğunu vurgulayan Erk, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), tedavi maliyetini göz önüne alarak yeterli bir bedel ödemesi gerektiğini söyledi.
“Beyin ölümü halen halk tarafından yeterince bilinmiyor”

Timur Erk, Türkiye’de organ bağışı sayısının milyonda 4 olduğuna dikkati çekerek, bu konuda en fazla yol alan İspanya’nın organ bağış sayısının milyonda 40 olduğunu kaydetti.

Sayının artırılması için çok geniş çalışmalar gerektiğini, organ bağışında bulunacak kişi veya ailelerin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirmesinin yetmediğini dile getiren Erk, hastanelerdeki organ bağışı koordinatöründen beyin ölümü tespitini yapan doktora, adli yargı mensuplarından din görevlilerine kadar pek çok aktörün inançla ve istekle organ bağışına eğilmesi gerektiğini belirtti.

Halkın kadavradan organ bağışlarına, “mahalle baskısı” denilen ve gerçekleri yansıtmayan olumsuz görüş ve düşüncelerin etki ettiğini anlatan Erk, “Beyin ölümü halen halk tarafından yeterince bilinmemektedir. Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları, halka ve konunun ilgililerine, beyin ölümünün ne olduğunu, beyin ölümünden geri dönüşün olmadığını, organların bağışlanması ile sağlanacak kazanımları, bu ihtiyacın bir gün kendilerinin veya yakınlarının da başına gelebileceğini, sürekli ve etkin olarak anlatmalı ve eğitmelidir” diye konuştu.
TBV’nin çalışmaları

Türk Böbrek Vakfı’nın kadavradan organ bağışının artırılması yönünde, yaklaşık 4 yıldır verdiği eğitim ve seminer çerçevesindeki saha çalışmalarının yanı sıra hazırladığı kamu spotu ile halkı bilinçlendirdiğini ifade eden Erk, kadavradan organ bağışının yer yönü ve tüm süreçlerinin anlatıldığı videoların kamu kurumlarına ve özel kurumlara gönderildiğini, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın videoyu il müftülüklerine dağıttığını kaydetti.

Erk, böbrek hastalıklarının ana nedenlerinden olan hipertansiyonun tetikleyicisi aşırı tuz tüketimi konusundaki çalışmalara da değinerek, şunları söyledi:

“TBMM Sağlık Komisyonu’na yaptığımız gerekçeli müracaatlarla Türk Gıda Kodeksinde ekmek yapımındaki tuz oranı yüzde 50 indirildi. Paketli gıdalardaki tuz oranlarına dikkat edilmesi yönündeki çalışmalar sonuç vererek, yaratılan kamuoyu vasıtası ile birçok paketli gıdanın ambalajlarına içlerindeki tuz miktarları yazılmaya başlandı. Aşırı şeker tüketiminin azaltılması yönünde kamu ve özel sektöre yazdığımız bilgilendirmeler ve çalışmalar netice vererek, halk bilinçlenmeye başladı ve üreticiler kullandıkları şekerli mamullerin ambalajlarına içerisinde bulunan şekerin cinsi ve miktarı ile ilgili bilgiler yazmaya başladı.”

Kaynak : AAorganlari_5_kisiye_umut_oldu_1444728593_2713