Çarşamba , 11 Aralık 2019
Anasayfa / GENEL / ÜLKEM TOPLUM…
Dr.Mehmet BOZKUŞ Siyaset Bilimci

ÜLKEM TOPLUM…

Dr.Mehmet BOZKUŞ
Siyaset Bilimci

Dünya kapitalizmin ilk küresel boyutta ekonomik krizi 1873-1896 döneminde yaşandı.İmparatorluklar
dönemi sonuna, toplumlar ise kendilerine verilen kimliklere alışma içerisinde bir dönem geçirdi.
İkinci küresel ekonomik kriz ise 1929-1934 tarihlerinde yaşanmaya başladı.Dünya yönetimlerinin devir teslimi ve yönetme modellerine göre ülkeler ve toplumlar paylaşıldı.Her ikisinin de ardından çıkan dünya savaşlarında milyonlarca masum insan hayatını kaybetti.1990 yıllara kadar süren bu sistem SSCB dağılması ile dünya tek kutuplu sisteme dönerken dünyanın bir çok ülkesinde Afganistan’dan Irak ve Suriye’ye kadar kaos ve kriz yönetimi ile insanlar alışmış oldukları değerlerinden koparılarak bulundukları bölgelerde bir çok sorunla baş başa bırakıldılar.Kapitalizm yeni sömürge modeli teknolojik uyutma ile insanları kontrol altına alıyor ve istediği yönlendirme yetisine ekonomik olarak fazla
harcama yapmadan kavuşuyordu.Bu durum kapitalist ülkeler için ilk zamanlarında
toplumları ve ülkeleri istedikleri gibi yönetme yetisine kavuştursa da daha sonraki dönemlerde
teknolojik iletişim birbirinden kopuk iletişimi olmayan aile ortamları yaratırken teknolojik medya insanları bir çok olaylar etrafından birleştiriyor ve koordineli olarak eylemler yapmasını sağlıyordu.
Bu durum sömürgeci ülkeler için önemli bir koz olarak ülkeleri tehdit eden konuma gelmişti.
Bir birinden kopuk şekilde yaşayan toplumları yönetmek artık daha kolay hale gelmişti.
Ülkeler, toplumlarının birbirinden kopuk ve iletişime kapalı yaşamaya doğru yönlendirmeleri ile sadece
kendisi için var olan Narşist insan yapılarının oluşması ve tarımsal alandaki GDO su değiştirilmiş
ürünler sonucu insanlık sağlık problemleri ile karşı karşıya bırakılmışlardır.Gelişmiş ülkeler dahi yalnızlık sorunu ile oluşan sorunları aşmak için bakanlık düzeyinde yapılar ile
toplumlarındaki meydana gelen bu etkileşime çözüm aramayı en üst düzeyden gündemlerine
alarak insanlığın en önemli sorunu olarak görmeye başladılar.Geleneksel yapı ile ata erkil aile yapısına sahip Ülkemizde ise bu sorunlarla karşılaşma oranı ise günden güne artmaktadır.Ağırlaşan ekonomik yaşam şartları ve paylaşımcılığı bırakan sadece materyal düşünce etrafında
yetişmeye ve görmeye başlayan nesil bundan etkilenerek özellikle büyük şehirlerimizde
sorumluluk almak yerine sadece ben odaklı yaşamayı tercih etmeye başlamışlardır.
Dolayısıyla çevresine karşı duyarsızlaşan bireyler aynı zamanda kendi yakınlarına karşıda ben odaklı
düşünmeye başlamışlardır. Huzursuz ve yeterli düzeyde ekonomik yaşamla karşı karşıya olmayanlarla yüksek gelirli yaşama sahip insan grupları arasında uçurumlar oluşmasına sebep olmuş, toplumun bir bütün halinde eş değer kalkınmasının önüne geçmesine neden olmuştur.
Aile ve Sosyal Politikalar bir milletin geleceği ,devamlılığı,kalkınması,eğitimi aile yapısı ile kültür ve benlik ile manevi değerlerin hepsini içine alan politikalardır.Bu güne kadar ekmeğini mazlum milletlerle
paylaşmaktan kaçınmayan Türk Milleti neden çevresindeki olaylara karşı duyarsızlaşmıştır.
Yazılı ve Görsel medyada yazılan ve gösterilenler aile yapısını ilgilendiren bütün yapıtlar hep sosyal
sorunlardan ve Türkiye gerçeklerinden uzak emperyal düşünce etrafında kapitalizmin özendirici
yapısını içine almakta ve insanlarımızı benlik ve kültürlerinden uzaklaştırarak başka bir yapı ve ruh
haline sokmaktadır.Ülkemiz siyaseti bu durumu milli bir politika sorumluluğu etrafında birleşerek çözüm aramalı ve devamlılığı olan istikrarlı politika üretim yapısı ile soruna bakmalıdır.Özellikle gelişmiş illerimizde mahalleler ve sokaklar da bütün aile yapıları üzerinde çalışmalar yapılması
ile Sosyologlar ,Psikologlar Mahalle muhtarımız ile apartman yöneticilerinden oluşan sosyal yapı
meclisleri oluşturulması ve insanlarımızın her türlü sorunlarının araştırılması,Aile Sosyal Politikalar bakanlığımızın bünyesinde bir merkez oluşturularak ivedilikle Türkiye’nin haritasının çıkartılması gerçeği ile karşı karşıyayız. Yapılan sosyal yardımların gerçek kişilere ulaşıp ulaşmadığı soru işaretleri dolu bir yapıyı karşımıza bu son olaylarla çıkarmaktadır.Aile Hekimliği gibi bir yapı ile Aile Sosyoloğu ve
Psikologları yapısına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır.